Bizi Takip Edin

Güncel

6 yılda 17 bin teröristi etkisiz hale getirdik

Yayınlandı

Tarih

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin meşru müdafaa hakkı kapsamında Suriye’de yürüttüğü operasyonlarda, 6 yılda 17 bin teröristi etkisiz hale getirdiğini bildirdi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Güvenliğin ilk çağlardan beri insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından birisi olageldiğini ve bunun bugün özellikle böyle olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, “1945’ten bu yana Avrupa’da ilk defa bu büyüklükte konvansiyonel bir savaş yaşanıyor. Nükleer savaş tehdidinden dahi bahsediliyor. Öyle ki 1960’lı yıllarda ‘misliyle mukabele’ doktrininin benimsendiği dönemde bile bugünkü kadar gündeme gelmiyordu.” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, uluslararası sistemin baş döndürücü bir hızla değişirken krizler ve çatışmaların arttığının altını çizerek, bunların yüzde 60’ının Türkiye’nin etrafında yaşandığına işaret etti.

Ukrayna’daki savaş henüz sona ermemişken, Sudan’da baş gösteren krizle mücadele etmek zorunda kalındığının altını çizen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Üstelik bugün güvenlik krizi dediğimizde, artık geleneksel kalıplara girmeyen konuları da dikkate almak zorundayız. Düzensiz göç, salgın, iklim değişikliği, gıda ve enerji krizi ve atık sorunu gibi konular sınır tanımadan, gelişmiş-az gelişmiş demeden, bütün ülkeler için güvenlik sınamaları yaratıyor. Yani eski dünyanın eski sorunları hala ayakta; bugünün ve yarının konuları da karşımızda. Dolayısıyla bugün güvenlik, sert güvenlik veya yumuşak güvenlik gibi ayrımları aşan, kapsamlı bir şekilde ele alınması gereken bir kavram artık.”

Çavuşoğlu, mevcut koşullarda güvenliği temin etmenin üç yolu bulunduğunu düşündüğünü ve bunlardan ilkinin, ülkenizin tüm unsurlarıyla beraber güçlü, caydırıcı ve dayanıklı tutabilmek olduğunu belirtti.

“Türkiye olarak NATO’ya ciddi katkı sağlıyoruz; sağlamaya devam edeceğiz”

Çavuşoğlu, güçlü güvenlik güçleri ve dayanıklı toplumun, etkin bir yönetimle bir araya geldiğinde başarının da kendiliğinden geldiğini vurgulayarak, bu yüzden savunma sanayisini öncelikli sahalardan biri olarak benimsediklerini dile getirdi.

Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bayraktar; Suriye, Libya, Ukrayna ve Karabağ dahil birçok ülkede ses getiriyorsa, adına Ukrayna’da şarkılar besteleniyorsa, insansız muharip uçağımız Kızılelma; planlanandan önce hava testlerine başlayabildiyse, dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu denize indirilebildiyse; Atak-2 helikopterini havada; ilk jet motorlu uçağımız Hürjet ve Milli Muharip Uçağımız Kaan’ı pistte; Altay tankını sahada görebildiysek, Savunma sanayisinde yüzde 80 millilik oranına ulaşabildiysek, herkese Türkiye’nin geldiği noktayı alkışlamak düşer.”

Türkiye’nin sorumlu bir müttefik olarak her zaman müttefiklerinin yanında durduğunu belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin de yaşamsal güvenlik sorunlarının, aynı sorumlu davranışı ve dayanışmayı göstermeyi beklediğini aktardı.

Çavuşoğlu, “Bazıları bizi hayal kırıklığına uğrattılar. Hala kendimi müttefiklerin birbirlerine yaptırım uygulamamaları gerektiğini söylemek durumunda bulmaktan gerçekten hicap duyuyorum.” diyerek, modern teknolojik silah ve mühimmatı öncelikle Türkiye’nin savunması için yapıldığını kaydetti.

“Türkiye’nin savunmasının, NATO’nun savunması olduğunu da biliyoruz” değerlendirmesinde bulunan Çavuşoğlu, güvenliği temin etmenin ikinci yolunun müşterek güvenliğin hem öznesi hem tamamlayıcı unsuru olabilmekten geçtiğini belirtti.

Çavuşoğlu, NATO’nun, Soğuk Savaş ve sonrasında olduğu gibi hala tek ve başat aktör olmaya devam ettiğine işaret ederek, şunları söyledi:

“Diğer bazı kuruluşlar, NATO’dan rol çalmaya dönük eylem ve söylemler içine girseler de NATO’nun transatlantik güvenliğindeki asli konumunun aşındırılmasının mümkün olmadığını görüyoruz. Biz Türkiye olarak, NATO’ya ciddi katkı sağlıyoruz, sağlamaya devam edeceğiz. Önümüzdeki Vilnius Zirvesi’nin başarısı için çalışıyoruz.”

Çavuşoğlu, Türkiye’nin NATO’ya kattığı gücün aşikar olduğuna dikkati çekerek, “Türkiye’nin meselelerinin de NATO’nun meselesi olarak görülmesinin bir o kadar aşikar olması gerektiğini söylüyoruz.” dedi.

Terörizmin, NATO’nun karşısındaki iki temel tehditten biri olduğunu ve tüm müttefiklerinde de bu belayla mücadelede yekvücut olabilmesi gerektiğini kaydeden Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Terörizmle sahada samimiyetle mücadele eden ülke, Türkiye’dir. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51’inci maddesinden kaynaklanan meşru müdafaa hakkımız kapsamında Suriye’de yürüttüğümüz operasyonlarda, 6 yılda 17 bin teröristi etkisiz hale getirdik. Son olarak DEAŞ’ın sözde liderine yönelik Suriye’de gerçekleştirdiğimiz operasyon, bu kararlı mücadelenin son örneğidir. Türkiye olarak, FETÖ’den DEAŞ’a, PKK/YPG/PYD’den Boko Haram’a adı sanı ne olursa olsun bütün terör örgütleriyle mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz.”

“Terörle mücadelede tek gerçek ortağınız Türkiye”

Çavuşoğlu, bugün bütün müttefiklere çağrı yaptığını belirterek, “Terörle mücadelede tek gerçek ortağınız, Türkiye, Türk devleti ve güvenlik güçleridir. Müttefikinizin vatandaşlarını, Avro-Atlantik güvenliği sağlamak için omuz omuza mücadele verdiğiniz askerlerini şehit eden bir terör örgütü asla meşru bir ortak olamaz. NATO Genel Sekreteri’nin Terörizmle Mücadele Özel Temsilcisi görevinin ihdasını arzu ediyoruz. Bunu kendisine en son görüşmemizde, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda da söyledim. Bunun Vilnius Zirvesi’nde hayata geçirilebilmesi yolunda çalışmalarımıza başladık.” diye konuştu.

Soğuk Savaş’ın bittiği dönemde NATO’nun da rolünün artık kalmadığını savunan kesimler olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, ne kadar hatalı tespitler yaptıklarını mevcut savaş koşullarında daha iyi gördüklerini belirtti.

Çavuşoğlu, NATO’nun “beyin ölümü” yaşadığını savunabilen veya NATO’dan başka örgütlerin transatlantik güvenliği aynı şekilde temin edebileceğini düşünen kesimlerin hala mevcut olduğunu dile getirerek, Avrupa güvenlik mimarisinin arzu ettikleri düzeyde işlemediğinin açık olduğunu, kimisinin maalesef tamamen işlevsiz hale getirdiğini vurguladı.

Ancak savaş devam ederken yepyeni güvenlik mimarisi tasavvurları yapılmasının akılla mantıkla bağdaştırılamayacağına dikkati çeken Çavuşoğlu, “NATO’nun en ağırlıklı ve en stratejik önem taşıyan müttefikleri arasında en önlerde yer alan Türkiye’nin transatlantik güvenliğe katkıları hayati nitelik taşıyor.” dedi.

Çavuşoğlu, güvenliği temin etmenin üçüncü yolunun da güvenliğe geniş bir perspektiften bakmak ve etkin çok taraflılık ile çözümler geliştirmek olduğunu belirterek, “Gururla ifade etmek isterim ki, Türkiye olarak bu alanda da öncü bir ülkeyiz.” ifadesini kullandı.

“Türkiye, tüm güç unsurlarını birlikte kullanan, akil, müşfik, erdemli ve müessir bir güçtür”

Türkiye olarak savaştan kaçan milyonlarca insana bir yandan ev sahipliği yaptıklarını, terörden arındırılan bölgelere gönüllü, onurlu ve güvenli geri dönüşleri sağladıklarını belirten Çavuşoğlu, Somali’den Sudan’a ve Filipinler’e çatışmaların barışçıl çözümünü sağlamak, güvenlik ve huzur iklimini hakim kılmak için arabuluculuk yaptıklarını aktardı.

Çavuşoğlu, küresel gıda krizini, savaşın ortasında BM, Rusya ve Ukrayna ile imzalanan İstanbul Tahıl Anlaşması sayesinde engellediklerini, böylece dünyanın her yerindeki her haneye ulaştıklarını kaydetti.

Küresel atık krizine karşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde geliştirilen Sıfır Atık yaklaşımının bir BM politikası haline geldiğine işaret eden Çavuşoğlu, bir “tehdit çarpanı” haline gelen iklim değişikliği konusunda Paris Anlaşması’nı onaylayarak, küresel mücadeleye katkı verdiklerini belirtti.

Çavuşoğlu, “Dolayısıyla rahatlıkla söyleyebiliriz ki; bugün Türkiye, tüm güç unsurlarını birlikte kullanan, akil, müşfik, erdemli ve müessir bir güçtür. İlkelere dayanan insani duruşumuzla ve sahadaki gerçekliklere cevap veren girişimci dış politikamızla küresel güvenliğin merkezi aktörlerinden biri olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel

Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde 2 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi

Yayınlandı

Tarih

Editör

Milli Savunma Bakanlığı, Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde tespit edilen 2 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Irak’ın kuzeyindeki teröristlere yönelik operasyonlar etkin ve kararlı şekilde devam ediyor.Bu kapsamda Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde tespit edilen 2 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi.

Okumaya Devam Et

Güncel

Naci Görür’den İstanbul’daki 5 ilçe için deprem uyarısı

Yayınlandı

Tarih

Editör

Prof. Dr. Naci Görür, “Büyükçekmece, Küçükçekmece, Esenyurt, Tarihi Yarımada Fatih ve Zeytinburnu’nda zemin, göreceli olarak iyi durumda değil” dedi.stanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen “6306 Sayılı Yasa Kapsamında İlan Edilen Alan ve Yapılara Yönelik Veri Toplama, Etki Analizi, Değerlendirme Çalışmasına” ait veriler açıklandı.

Buna göre, olası bir depremde İstanbul’da hasar görmesi beklenen tahmini bina sayısı 207 bin olarak belirtildi. Verilere göre, binaların yüzde 30’u 1980 öncesi, yüzde 40’ı 1980-2000 arası, yüzde 30’u 2000 sonrası inşa edildi. Hasar görmesi beklenen her 3 binadan biri ise 2000 sonrası yapıldı. Hasar görmesi beklenen 207 bin binanın yüzde 95’ini oluşturan 196 bin 227 bina ise Avrupa yakasında tespit edildi. İBB’nin, İTÜ ile yaptığı çalışmada, riskli binaların en yoğun olduğu 3 ilçe ise Esenyurt, Büyükçekmece ve Küçükçekmece olarak açıklandı.

Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, verileri değerlendirdi.  

Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul’da 1 milyon 50 bin binanın yüzde 10’unun çok ağır hasar alacağını belirterek, “Benim o çalışmanın ayrıntılarından bir haberim yok. Muhtemelen de doğrudur.. Yalnız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı araştırmalara istinaden tüm İstanbul’da, Anadolu ve Avrupa yakasında depremde çok ağır hasar alacağı düşünülen bina sayısının 90 binin üzerinde olduğunu zaten biliyoruz. Bütün İstanbul’da da, 1 milyon 150 bine yakın binanın varlığını biliyoruz. Demektir ki, bu aşağı yukarı işte yüzde 10’u, çok ağır hasar alacak. Diğer hasarları saymıyorum yani çok ağır yıkılmayla doğrudan doğruya göçükle burun buruna kalacak bina sayısını 90 bin diye düşünüyorum. Tabii ki hafif hasar, orta hasar alacak bina sayısı da daha da fazla olacaktır” dedi. 

‘DEPREM DİRENÇLİ HALE GETİRMEK İÇİN GEREKLİ ÇALIŞMALAR BAŞLATILMALI’

“Bu doğru bir teşhistir. Avrupa Yakası zemin itibariyle, jeolojik formasyonlar itibariyle deprem kaynağı ile olan ilişkisine göre Asya yakasından daha fazla zarar göreceği de bir gerçekti” diyen Görür, şöyle devam etti:

“Bu da bize gösteriyor ki İstanbul’u bir an önce deprem dirençli hale getirmek için çalışmaların başlanması, yürütülmesi gerekir. İBB’nin bu çalışmasına katılıyorum. İstanbul’da deprem gözetildiği zaman en fazla dikkat edilecek, özen gösterilecek ilçeler arasında Büyükçekmece, Küçükçekmece, Esenyurt ve bu tarihi yarımada Fatih o yöreler Zeytinburnu var. Şimdi burada tabii önemli olan buraların deprem dirençli hale getirmek için gerekli çalışmaların ve hemhal bir an önce başlatılması gerekir.

Neden bu bölgeler daha fazla hasar alır? Çünkü bu bölgede demin dediğim gibi zemin, çok göreceli olarak iyi durumda değil. Keza bu bölgede zeminden dolayı diyelim kayma, göçme, sıvılaşma depremin büyük etkisini arttırma olayları yaygın olabilir. Bu bölgelerde, onun için böyle zeminlerde depremin bir anlamda zararını arttıran birimlerin olduğu yerde tabii ki depremin şiddeti de fazlalaşıyor. Depremin şiddeti fazla olunca yıkım fazlalaşıyor.”

‘ESENYURT BELEDİYESİ’NE TAVSİYEDE BULUNDUM’

Esenyurt Belediyesi ile çalışmalara başladıklarını ifade eden Prof. Dr. Naci Görür, “Esenyurt dediniz, mesela Esenyurt Belediyesi Başkanı, Esenyurt’un depreme hazırlama noktasında yani bizden yardım almayı istiyor. Ben de yani elimden geldiğince bütün belediyelere, ilçe belediyelerine olduğu gibi bu belediyeye de bildiğim kadarıyla depreme nasıl hazırlanacağı konusunda tavsiyelerde bulundum. Toplantılar da hatta zaman zaman yapıyorum. İşte, bugünkü toplantı da yine bu düşünce içerisinde oldu. Ciddi çalışmaların yapılıp insanlarımızın depremden zarar görmemesi için uygulamalara geçilmesi, araziye inilmesi, çalışmaların yapılması gerekli” dedi.

‘550’NİN ÜZERİNDE AKTİF DEPREM VAR’

Prof. Dr. Naci Görür, Türkiye genelinde bulunan aktif faylarla ilgili uyarıda bulunarak şöyle devam etti:

“Türkiye çok büyük oranda canlı yani aktif depremlerle kesilmiş durumda. Yani bizim ülkemiz, aşağı yukarı 550’nin üzerinde aktif deprem var.  Türkiye’nin her yerinde depremler, aktif depremler mevcut. Kimi bölgelerde bu depremler daha yoğun deprem üretme kapasitesi daha fazla. Daha büyük depremler üretebiliyor. Kimi yerlerde deprem üreten fayların boyutu, sayısı daha az, yoğunluğu daha az olabiliyor.

Sözgelimi, Orta Anadolu’da çok fazla depremle karşı karşıya kalmayabiliyorsunuz. Ama Doğu Anadolu’da, depremi çok fazla hissedebiliyorsunuz. Güneydoğu’da hissedebiliyorsunuz Ege Bölgesi’nde daha fazla deprem aktivitesinin fazla olduğunu görüyorsunuz. Ama Kuzey Karadeniz Bölgesi’nde depremler daha az. Bu aktif fayların dağılımına bağlı.  Şimdi bir yerde aktif fay varsa muhakkak orada depremler olacaktır. Depremlere karşı hazır olmak için o fayların olduğu yöreleri, kentleri, o fayların özelliklerini göz önüne alarak Deprem dirençli hale getirecek çalışmaları yapmak lazım.”

Okumaya Devam Et

Dünya

Fahiş hırslar ve kişisel çıkarlar, ülke ve halka yönelik ihanete yol açtı

Yayınlandı

Tarih

Editör

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Karşılaştığımız ihanettir. Fahiş hırslar ve kişisel çıkarlar, ülke ve halka yönelik ihanete yol açtı.” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Wagner’in eylemini “silahlı isyan” olarak nitelendirdi. Putin, “Rusya’yı tekrar bölmeye izin vermeyeceğiz. Halkımızı koruyacağız.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Putin, silahlı isyan girişiminde bulunanların kaçınılmaz olarak cezalandırılacağını belirtti.

Putin, Wagner krizini toplumu bölme girişimi ve halkın sırtından vurulması olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar