Bizi Takip Edin

Sağlık

Radyoterapide “nokta atış”la küçük hacimli kanserlerde tümör tamamen yok edilebiliyor

Yayınlandı

Tarih

Cerrahi müdahale yapılması mümkün olmayan erken evre akciğer kanseri başta olmak üzere prostat kanseri ve benzeri bazı küçük hacimli kanserlerde “nokta atış” tekniğiyle tümörlü alanın tamamen yok edilebildiği belirtildi.


Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gökhan Özyiğit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tedavide yaşanan tüm gelişmelere karşın kanserin, hala ölüm nedenleri arasında tüm dünyada ikinci sırada yer aldığını söyledi.

1990’lı yıllarda tepe noktaya ulaşan kansere bağlı ölüm oranlarında, tütünle mücadele başta olmak üzere etkin kanser önleme programları, kanser taramaları, etkin cerrahi, radyoterapi ve ilaç tedavileri sayesinde önemli oranda düşüş olduğunu da vurgulayan Özyiğit, “Son 30 yılda, kanser kaynaklı ölüm oranlarındaki düşüş yüzde 33 olarak belirlendi. Bu çok önemli bir veri.” dedi.

Özyiğit, akciğer kanseri gibi, kanserden ölümler arasında ilk sıralarda yer alan hastalıklarda dahi, ilk kez ölüm oranlarının azaldığının altını çizerek, kanser ölümlerinin yüzde 70’e yakınının düşük-orta gelir düzeyindeki ülkelerde görüldüğünü bildirdi.

“Birçok kanser türünde ilgili organ ve fonksiyonları korunabiliyor”

Kanser tedavisinde tedaviye erişimin önemine işaret eden Özyiğit, ilaç tedavisinin yanı sıra ister erken evre ister ileri evre olsun, birçok kanser türünde radyoterapinin büyük öneme sahip olduğunu söyledi.

Erken evre gırtlak, akciğer, prostat kanseri gibi bazı kanserlerde tek başına radyoterapiyle oldukça yüksek oranlarda kür sağlanabildiğini anlatan Özyiğit, “Geçmişte bazı kanserleri tedavi etmek için cerrahiyle ilgili organın tamamı çıkartılırdı. Dolayısıyla o organa bağlı fonksiyonların da kaybı söz konusuydu. Günümüzde ise alternatif bir yöntem olarak radyoterapiyle başta meme kanseri, baş-boyun kanseri, prostat kanseri ve mesane kanseri gibi birçok kanser türünde ilgili organın ve fonksiyonlarının korunabilmesi artık mümkün hale gelmiştir.” diye konuştu.

Özyiğit, organ korumanın sadece seçilmiş hasta grupları için söz konusu olduğunu belirtti.

“Sağlam organlar da güvenle korunuyor”

Radyoterapi konusunda en önemli gelişmenin, çevredeki sağlıklı dokuların çok daha iyi korunarak kanserli bölgeye istenilen radyoterapi dozlarının büyük bir hassasiyetle uygulanabilmesi olduğunu aktaran Özyiğit, şunları kaydetti:

“Başta erken evre akciğer ve prostat kanseri olmak üzere bazı küçük hacimli kanserlerde nokta atış tekniğiyle tümörlü alanın tam isabet hedeflenerek, tamamen yok edilmesi mümkün hale geldi. Bu sayede daha az yan etkilerle çok daha etkin kanser kontrolü sağlanması mümkün. Ancak bu yan etkilerin hiç görülmeyeceği ve kanserin tamamen tedavisinin bulunduğu anlamına gelmemeli.”

Prof. Dr. Özyiğit, hedefe yönelik bir tedavi metodu olan “nokta atış” radyasyon onkoloji uygulamalarıyla sadece tümörün bulunduğu metastaz odaklarının da yok edilebildiğini söyledi.

Nokta atış ile tümörün çevresinde sağlam organların da güvenle korunduğunun altını çizen Özyiğit, “İkinci önemli nokta ise sınırlı sayıda metastazı bulunan bazı kanserli hastalar da hedefe yönelik nokta atış uygulamalarından yararlanılabiliyor. Bu hastalarda sadece metastazlara odaklı nokta atışı yapılabiliyor.” dedi.

“Kanserlerin yüzde 30-50’si hiç tedaviye bile gerek kalmadan önlenebilir”

Kanserin nihai tedavisi noktasında daha katedilecek çok mesafe olduğu, ancak tıbbın her gün yeni gelişmelerle sevindirici bir aşamaya geldiği değerlendirmesinde bulunan Özyiğit, hep tedavi yaklaşımı noktasından olaya yaklaşmanın da çok hatalı bir strateji olduğunu söyledi.

Özyiğit, şunları kaydetti:

“Çünkü kanserlerin yüzde 30-50’si hiç tedaviye bile gerek kalmadan önlenebilir. Burada 5 ana prensip var. Bunlar, tütün ürünleri kullanmamak, alkolden uzak durmak, obezitenin engellenmesi, dengeli ve sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz ve bazı virüslere (Hepatit ve HPV aşıları) karşı aşı yaptırmak. Bunların yapılmasıyla birçok kanser oluşumu engellenecektir. Önleyici yöntemlere, tarama programlarına ağırlık verilmeli, çevresel faktörler ortadan kaldırılmalıdır.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Dikkat “Sahte güneş kremleri” deri hastalıklarını tetikleyebilir

Yayınlandı

Tarih

Editör

Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz, “Sahte güneş koruyucuları kalıcı hasarlara neden olabiliyor, o kimyasallar ciltte lekelenmelere yol açabiliyor. Daha önemlisi koruyuculukları yok, alerji riskleri çok fazla.” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yılmaz, güneşin hayatın kaynağı olduğunu ancak yoğun geldiği dönemlerde yanıklar, kanser riski başta olmak üzere birçok soruna yol açabildiğini söyledi.

Açık tenli ve renkli gözlü insanların güneş ışınlarından daha fazla etkilendiğine dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:

“Güneşten korunmak için mümkün olduğunca şapka takmayı, uzun kollu giyinmeyi öneriyoruz. Güneşe karşı aşırı duyarlılığı varsa, çabuk yanıyorsa, deri kanseri öyküsü varsa özellikle bebeklerde mümkün olduğu kadar güneşin yoğun olduğu saat 10.00-16.00 arasında dışarı çıkmamalarını, çıkmak zorunda kalanlar için güneş koruyucu krem kullanmalarını öneriyoruz. Güneş koruyucu kremlerde 30 faktör yeterli olmaktadır. 30 faktörün üzerindekiler arasında etkinlik açısından çok büyük bir fark yoktur. Bazı kimyasalların biraz daha artışı anlamına geliyor. Güneş kremi kullanılacaksa etkisi yarım saat sonra başlayacaktır ve 2,5 saatte bitecektir. ‘Güneş kremini sabah sürdüm akşama kadar korunuyorum’ diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, boşuna kimyasal alıyorsunuz.”

“Markası belli olmayan veya taklit ürünlerden kaçının”

Yılmaz, güneş kreminin 2-2,5 saat arayla yeniden sürülmesi gerektiğini hatırlatarak, satın alırken dikkatli olmak gerektiğinin altını çizdi.

Ucuz ürünlerden şüphe edilmesini öneren Yılmaz, şöyle konuştu:

“300 liralık bir ürün pazardan ya da güvenilir olmayan bir siteden çok ucuza alınmışsa bir sıkıntı vardır. Gerçek güneş koruyucu değil, hatta tam tersine sağlığımızı tehlikeye atabilecek birçok kimyasal içeriyor olabilir. İçerisinde ağır metaller, kimyasallar ve alerji riski olabilir. Deri kanserlerini tetikleyebilir. ‘Güneş kremi kullanıyorum nasıl olsa’ diyerek dışarıda cesur davranıp, deri kırışıklığı, lekeler ya da kanser gelişimi dahil birçok hastalığa davetiye çıkaracaktır. O nedenle markası belli olmayan ya da taklit ürünlerden kaçınmalarını öneriyorum. Sahte güneş koruyucuları ciltte kalıcı hasarlara neden olabiliyor, o kimyasallar ciltte lekelenmelere yol açabiliyor. Daha önemlisi koruyuculukları yok, alerji riskleri çok fazla, onlardan kaçınmaları gerekiyor.”

Türkiye’deki deri tipinde yüksek koruyuculara gerek olmadığına işaret eden Yılmaz, 30 ile 50 faktör arasındaki güneş kremlerinin sadece yüzde 2’lik koruyuculuk farkı olduğunu bildirdi.

Güneş yanıklarına yoğurt, salça, diş macunu sürmek sakıncalı

Yılmaz, güneş yanıklarının ciddi bir tablo olduğunu belirterek, “Güneş koruyucu kullanmadan uzun süre açıkta kalınmışsa özellikle sırtta çok ciddi su toplamalar, kızarıklıklar olabilir. Böyle durumlarda yoğurt, salça ya da diş macunu gibi ürünler sürmek enfeksiyon riskini artıracak, kalıcı iz ve leke riskine neden olacaktır. Onun için hekime görünmeli. Eğer görünemiyorsa iki saatte bir üç doz halinde aspirin alınmasını, kortizonlu losyonlar, kremler kullanmasını öneriyoruz.” ifadesini kullandı.

Bronzlaşmaya çalışmak deri kanserlerine davetiye çıkarıyor

Aspirinin ağrıyı ve kızarıklığı baskılamada rahatlatıcı etkiye sahip olduğunu anlatan Yılmaz, bronzlaşmaya çalışmanın da deri kanserlerine davetiye çıkardığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Almanya Federal Meclisi ilaç kıtlığına karşı yeni yasayı onayladı

Yayınlandı

Tarih

Editör

Almanya’da hükümetin gelecekte ilaç tedarikinde yaşanabilecek darboğazları önlemeyi amaçlayan yasası Federal Meclis’ten geçti.

Federal Meclis’te yapılan oylamada “Patent dışı ilaçlarda teslimat darboğazlarıyla mücadele ve çocuk ilaçlarının tedarikini iyileştirme yasası (ALBVVG)” olarak adlandırılan yasa tasarısı hükümeti oluşturan Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’nin (FDP) oylarıyla kabul edildi.

Böylelikle, Federal Meclis, hükümetin ilaç tedarik sorunlarıyla mücadelede tedbirler alması konusunda yolu açtı.

Yeni yasa, ilaçta sabit fiyatlar, indirim anlaşmaları ve çocuk ilaçlarının tedariki alanında yapısal önlemler getiriyor.

Yasaya göre, ilaç şirketleri belirli ilaç ve antibiyotiklerde en az 6 aylık stok bulundurma zorunda olacak.

Çocuklar için ilaçların yetersiz olduğu durumlarda eczaneler diğer üreticilerin aktif bileşenlerini daha kolay dağıtabilecek. Çocuk ilaçları için sabit fiyat ve indirim anlaşmaları kaldırılacak.

Avrupa’da üretilen antibiyotikler tercih edilecek ve kıtada yeniden daha fazla antibiyotik ilaç üretilmesi için kamu teşvikleri sağlanacak.

Almanya’da Kovid-19 pandemisiyle başlayan tedarik zincirindeki aksaklıkların neden olduğu ilaç sıkıntısı eleştirilere neden oluyordu.

Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach söz konusu yasa taslağını nisan ayında açıklamıştı.

Lauterbach, aşırı tasarrufun son birkaç yılda Almanya’da patentsiz ilaç arzını önemli ölçüde kötüleştirdiğini belirterek, Almanya’nın ilaç satış pazarı ve üretim yeri olarak yeniden daha cazip hale gelmesi gerektiğini vurguladı.

Alman Federal İlaç ve Tıbbi Cihazlar Enstitüsü (BfArM) geçen yıl Almanya’da tedarik sıkıntısı yaşanan 299 ilacın listesini internet sitesinde yayımlamıştı.

BfArM’ye göre tedarik darboğazının nedeni Çin ve Hindistan gibi ülkelerden gelen teslimatların yetersizliğiydi.

Avrupa’da maliyet nedeniyle uzun yıllardır ilaç üretimi azalmıştı.

Almanya’da eksik olan ilaçlar arasında antibiyotikler, diyabet ilaçları, kanser ilaçları, bağışıklık sistemiyle ilgili ilaçlar ve ağrı kesiciler yer alıyordu.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Bakan Koca; sağlık ekipleri bayramda da görev başında

Yayınlandı

Tarih

Editör

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kurban Bayramı tatili boyunca acil durumlara en kısa sürede müdahale etmek amacıyla çevre yolu bağlantı noktalarında sağlık ekiplerinin görev başında bulunacağını bildirdi.

Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “9 günlük Kurban Bayramı tatili boyunca İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere, ülke genelinde çevre yolu bağlantı noktalarında acil durumlara en kısa sürede müdahale etmek amacıyla helikopter ve acil yardım ambulansları, UMKE timleri ve motorize ekiplerimizle biz görev başındayız. Kaza riskine karşı lütfen dikkatli olun. İyi bayramlar.” ifadelerini kullandı.

Tatil süresince İstanbul, Ankara ve İzmir’de trafiğin yoğun olduğu noktalarda da tedbir alınacağını belirten Bakan Koca, görev başındaki sağlık ekiplerinin görüntülerini paylaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar