Bizi Takip Edin

Sağlık

Şifalı Bitkiler: En Faydalı Bitkiler…

Yayınlandı

Tarih

Doğal ürünlerin değerinin daha bir bilinir olduğu, hemen herkesin gerçekten “organik” ürünlerin peşine düştüğü zamanlarda yaşıyoruz. Tıpkı çocukluğumuzda annelerimizin bizim için hazırladığı gibi ıhlamur çayları hazırlayıp hastalıklara savaş açıyor, zencefili, balı evimizden eksik etmiyoruz. Peki ama tüm bu “şifalı bitkiler”i ne kadar tanıyoruz?

En bilineninden adını belki de hiç duymadıklarınıza dek, mutlaka tanışmanız gereken şifalı bitkileri tüm yönleriyle tanımaya, bu şifalı bitkilerin faydalarını, nasıl kullanıldıklarını ve varsa yan etkilerini, zararlarını öğrenmeye hazırsanız sizi hemen aşağıya doğru alabiliriz.

Buyurunuz, karşınızda mutlaka tanışmanız gereken şifalı bitkiler…

Ebe Gümeci

Mor çiçekleriyle dikkatleri üzerine çeken, hemen herkese tanıdık gelebilecek bitkilerden ebegümeci, ülkemiz de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde kolayca yetişebiliyor, faydaları sayesinde mutfaklara da sıkça konuk ediliyor. Ebegümecinin yaygın olarak bilinen faydaları şöyle:Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.İltihap önleyici bir etki oluşturuyor, var olan iltihaplanmaların hızlıca iyileşmesine destek oluyor.Sindirim sistemine iyi geliyor. gaz ve şişkinlik gibi rahatsızlıklarının azalmasını sağlıyor.Kan basıncını düzenliyor.Ebegümecinin antioksidan ve antiinflamatuar özellikleri sayesinde cilt sağlığını da desteklediği biliniyor.

Şevketi Bostan

Özellikle Egelilerin en sevdiği otlar arasında yerini alan şevketi bostan halk arasında bostan otu, mübarek dikeni, akkız gibi isimlerle de anılıyor, içerdiği vitaminler ve mineraller sayesinde vücuda birçok faydası bulunuyor. İşte şevketi bostanın yaygın olarak bilinen faydaları:İçerdiği lifler sayesinde bağırsak sağlığını koruyor ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlıyor.Antioksidan özellikleri sayesinde serbest radikalleri vücuttan uzaklaştırıyor, hastalıklara karşı vücudu koruyor.İçerdiği C vitamini, selenyum ve çinko gibi antioksidanlar sayesinde cildin daha sağlıklı ve genç görünmesine yardımcı oluyor.İçindeki magnezyum ve potasyum gibi mineraller sayesinde ise kan basıncını düzenliyor ve kalp sağlığını koruyor.

Zencefil

Zencefil, Afrika’dan Hindistan’a kadar dünyanın birçok farklı bölgesinde yetişebilen bir bitki olmasının yanı sıra kullanım alanlarının çokluğu ve faydalarıyla da dünya çapında büyük hayran kitlesine sahip olan bitkilerden bildiğiniz gibi.

Tıpkı ıhlamur gibi akla en çok kış aylarında gelse de o da aslında tazesiyle, tozuyla tüm yıl evinizde bulunması gerekenlerden. Zencefilin faydalarıda aslında bir bir saymaya başlayınca sonu gelmeyecek kadar fazla ama biz yine de herkesin bilmesi gerekenleri şöyle aşağıya bırakalım.Zencefil, kan dolaşımının hızlanmasına yardımcı olan bileşenleri sayesinde vücudun ısınmasını sağlıyor.Bağışıklık sistemini güçlendirip grip ve nezleyle mücadelemizde yanımızda yer alıyor.Özellikle boğaz ağrılarının daha hızlı iyileşmesine destek oluyor. Bal ile birlikte tüketildiğinde bu etkisi daha da ortaya çıkıyor.İştah açıcı bir etki gösteriyor.Mide bulantılarının hızla geçmesini sağlıyor.Doğal bir ağrı kesici görevi görüp vücudun birçok yerinde oluşan ağrılara iyi geliyor.Bu özelliği adet dönemindeki kadınların sancıları üzerinde de etkili oluyor, ağrıları hafifletiyor.Sinir sisteminin sağlıklı çalışmasına destek olarak stres ve sinirlilik gibi durumların da azalmasına ve hatta bitmesine yardımcı oluyor.Gaz sancıları çekenlerin sorununa çözüm oluyor.

Zerdeçal

Özellikle Hindistan ve Güneydoğu Asya’da bolca yetiştirilen, bu mutfaklarda da sıkça kendine yer bulan bitkilerden zerdeçal, bizim mutfaklarımızda da baharat olarak kendine yer buluyor. Yemeklere renk ve lezzet katmasının yanı sıra faydalarıyla da dikkatleri çekiyor. Zerdeçalın yaygın olarak bilinen faydaları şöyle:Antiinflamatuar özellikleri sayesinde vücutta iltihaplanmayı azaltıyor, var olan iltihapların daha hızlı iyileşmesine destek oluyor.Antioksidan özellikleri sayesinde serbest radikallerle savaşarak vücudu hastalıklara karşı koruyor.Alzheimer başta olmak üzere birçok rahatsızlığa yakalanma riskini azaltıyor.Karaciğer sağlığını koruyor, toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı oluyor.Kan şekerini düşürmede ve diyabet hastalarında glisemik kontrolü sağlamada olumlu etkilerde bulunuyor.

Isırgan Otu

Çayından çorbasına, birçok tarifte kullanılabilen ısırgan otu, doğru şekilde kullanıldığında vücuda birçok fayda sağlayabilen şifalı bitkilerden. Isırgan otunun faydaları ise kısaca şu şekilde:Kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı oluyor, bu da vücudun oksijen ve besinlere daha fazla erişmesine ve hücrelerin daha iyi çalışmasına destek olmasını sağlıyor.Antiinflamatuar özellikleri sayesinde iltihaplı eklem hastalıklarına karşı vücudun yanında yer alıyor.Antioksidan özellikleri sayesinde hücrelerin hasar görmesini engelliyor, oluşan hasarların hızlıca onarılmasına destek oluyor.İdrar söktürücü özellikleri sayesinde vücutta biriken toksinlerin atılmasına yardımcı oluyor ve böbrek taşı oluşumunu engelleyebiliyor.Cilt sağlığını destekliyor ve sivilce, egzama ve deri döküntüleri gibi cilt problemlerinin tedavisine yardımcı oluyor.Kabızlık, şişkinlik ve mide ağrısı gibi sorunları hafifletmeye yardımcı olduğu da söyleniyor.

Ihlamur

Zaten hemen hepimizin bildiği ve özellikle kışın mutfaklarından eksik etmediği bir bitki ıhlamur. Mis kokulu yaprakları sayesinde hemen tanıyabildiğimiz ender bitkilerden olan ıhlamur, Marmara Bölgesi’nden Kuzey Anadolu’ya ülkemizin birçok bölgesinde yetişebiliyor.

Ihlamuru grip, nezle gibi kış hastalıklarıyla mücadele ederken çok sık kullanıyoruz ama ıhlamurun faydaları bu kadarla sınırlı değil aslında. Bakınız:Ihlamur, vücutta sakinleştirici bir etki yaratarak sinir, stres gibi durumlardan bizi kurtarıyor.Bağışıklık sistemimizi güçlendirerek hastalıklara yakalanma riskimizi azaltıyor.Hastalıklara yakalandığımızda da bizi yalnız bırakmayan ıhlamur, özellikle bir türlü kesilmeyen öksürüğe ve sökülmeyen balgama çare oluyor, boğazı yumuşatıyor.Sindirim sistemimizin sağlıkla çalışmasını sağlıyor, bu sayede hazımsızlık sorununu ortadan kaldırıyor.Ihlamur çayı yapılıp aç karnına içildiğinde kilo vermeye yardımcı oluyor.İdrar söktürücü bir etki gösteriyor, vücutta oluşan ödemlerin, şişkinliklerin iyileşmesine destek oluyor.Kansızlık konusunda da vücuda destek olduğu biliniyor.

Adaçayı

Ballıbabagiller familyasından ada çayı, mutfaklarda sıkça kendine yer bulan, özellikle çayı demlenerek tüketilen şifalı bitkilerden. Faydaları ise şöyle:Sindirim sistemine iyi geliyor. Mide bulantısı, gaz, şişkinlik ve hazımsızlık gibi problemleri hafifletiyor.Anksiyete ve stresi azaltıyor.Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.Doğal bir ağrı kesici etkisi oluşturuyor.Beynin sağlıkla çalışmasına destek oluyor. Adaçayı, içinde bulunan bileşikler sayesinde özellikle hafıza, öğrenme ve konsantrasyon gibi beyin fonksiyonlarını geliştirmeye yardımcı olabiliyor.

Keten Tohumu

Genellikle yoğurtla karıştırılarak yenen, salatalara da ilave edilen keten tohumu son yıllarda popülaritesi artan lezzetlerden. Onunbu denli popüler hale gelmesinin sebebi ise faydaları tabii ki. Keten tohumunun mutfaklarda daha sık yer almasına sebep o faydaları ise şöyle:İçerdiği besin lifleri sayesinde sindirim sisteminin sağlıkla çalışmasına destek oluyor, özellikle kabızlığa çözüm olduğu biliniyor.Kalp ve damar hastalıklarına karşı vücudu koruyorü kalbe iyi geliyor.İçeriğinde bolca omega 3 yağ asitleri bulunuyor, bu sayede beynin sağlıkla çalışmasına destek oluyor.Antioksidan özellikler göstererek vücudu zararlı maddelere karşı koruyor, hastalıklara yakalanma riskini azaltıyor.İçeriğindeki proteinler sayesinde kas ve kemik gelişimini de destekliyor.

Aloe Vera

Özellikle cilt rahatsızlıkları konusunda sıkça destek alınan doğal ürünlerden biri olan aloe vera, evde dekoratif olarak da yetiştirilen süs bitkilerinden biri aslında. Faydaları ise bu kadarla sınırlı değil tabii. Aloe veranın bilinmesi gereken faydalarından bazıları şöyle:Cildi nemlendiriyor, iltihaplanmaların azalmasını sağlıyor.Bu etkisi sebebiyle ciltte oluşan yaraların, egzamanın ve sivilce izlerinin daha hızlı geçmesine destek oluyor.Güneş yanıklarına iyi geliyor.Sindirim sisteminin düzenlenmesini sağlıyor.Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.Kan şekerinin düşmesini sağlıyor.Antioksidan özellikler gösteriyor.

Çörek Otu

Çörek otu tarlalarda yetiştirilen ve boyu yaklaşık 50 santimetreye kadar ulaşabilen bir bitki aslında. Bizim çörek otu olarak andığımız o siyah küçük taneciklerse yine bu bitkinin dallarından çıkarılıyor ve tam bir şifa deposu olarak önemli işlere imza atıyor.

Yüzlerce yıl öncesinde tedavi amaçlı olarak kullanılan bitkilerden biri olan çörek otu, zamanla faydaları unutulup mutfaklara sadece lezzetiyle konuk olmaya başlamış bitkilerden. Oysa minicik cüssesinin altında öyle çok fayda saklı ki… Öğrenince siz de bize hak vereceksiniz, eminiz:Çörek otu, vücutta iltihapların oluşmasını önlüyor, bu özelliği hali hazırda iltihaplı olan bölgeler üzerinde de daha hızlı bir iyileşme sağlıyor.Antioksidan özelliği göstermesi sayesinde vücudu toksinlerden arındırıyor, olası birçok hastalığın önüne geçiyor.Antioksidan özelliği, en çok da karaciğer ve böbreklerin rahat etmesini sağlıyor, zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırdığından bu organlarımızın kanı temizlemek için fazla mesai yapmasının önüne geçmiş oluyor.Kan şekerinin düzenlenmesinde etkili olduğu biliniyor, hatta bu nedenle birçok şeker hastasının evinden eksik olmuyor.Kötü kolesterolü dengelediği ve idrar söktürücü bir etki gösterdiği de biliniyor.

Tarçın

Başta tatlılar olmak üzere mutfağımızda sıkça kullandığımız malzemelerden biri olan tarçın, sadece nefis tadı ve mis gibi aromasıyla değil, faydalarıyla da bilinmesi gerekenlerden. Hadi gelin tarçının yaygın olarka bilinen faydalarına göz atalım şimdi.Kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı oluyor.Anti-inflamatuar özellikleri sayesinde vücutta iltihaplanmayı azaltıyor.Antioksidan özellikleri sayesinde serbest radikallerle savaşarak vücudu koruyor.Kalp sağlığını korumada önemli bir rol oynuyor ve kolesterolü düşürmeye yardımcı oluyor.Sindirim sisteminin sağlıkla çalışmasına destek oluyor.Gaz, şişkinlik ve mide bulantısı gibi sorunları hafifletiyor.

Çiriş Otu

çiriş otu da yine çok bilindik bitkilerden biri değil ne yazık ki. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetiştiğinden aslında birçok yerde bulunabilen bu bitkinin mevsimini yakalamaksa önemli. İlkbaharın son zamanlarında tezgahlarda karşılaşabileceğiniz bu güzellik, pırasayla karıştırılsa da aslında ondan çok daha farklı faydalara sahip. Tam olarak şöyle…Çiriş otu, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemesine ön ayak oluyor.Regl dönemlerinin düzenlenmesinde destek oluyor.Vücutta oluşan iltihaplanmaların daha hızlı iyileşmesini sağlıyor, bu gibi sebeplerle ciltte oluşan sivilce ve aknelerin de hızla geçmesine yardımcı oluyor.Saç dökülmelerini en aza indirmesi ve emziren kadınların sütlerini artırması nedeniyle de çok tercih ediliyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Dikkat “Sahte güneş kremleri” deri hastalıklarını tetikleyebilir

Yayınlandı

Tarih

Editör

Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz, “Sahte güneş koruyucuları kalıcı hasarlara neden olabiliyor, o kimyasallar ciltte lekelenmelere yol açabiliyor. Daha önemlisi koruyuculukları yok, alerji riskleri çok fazla.” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yılmaz, güneşin hayatın kaynağı olduğunu ancak yoğun geldiği dönemlerde yanıklar, kanser riski başta olmak üzere birçok soruna yol açabildiğini söyledi.

Açık tenli ve renkli gözlü insanların güneş ışınlarından daha fazla etkilendiğine dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:

“Güneşten korunmak için mümkün olduğunca şapka takmayı, uzun kollu giyinmeyi öneriyoruz. Güneşe karşı aşırı duyarlılığı varsa, çabuk yanıyorsa, deri kanseri öyküsü varsa özellikle bebeklerde mümkün olduğu kadar güneşin yoğun olduğu saat 10.00-16.00 arasında dışarı çıkmamalarını, çıkmak zorunda kalanlar için güneş koruyucu krem kullanmalarını öneriyoruz. Güneş koruyucu kremlerde 30 faktör yeterli olmaktadır. 30 faktörün üzerindekiler arasında etkinlik açısından çok büyük bir fark yoktur. Bazı kimyasalların biraz daha artışı anlamına geliyor. Güneş kremi kullanılacaksa etkisi yarım saat sonra başlayacaktır ve 2,5 saatte bitecektir. ‘Güneş kremini sabah sürdüm akşama kadar korunuyorum’ diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, boşuna kimyasal alıyorsunuz.”

“Markası belli olmayan veya taklit ürünlerden kaçının”

Yılmaz, güneş kreminin 2-2,5 saat arayla yeniden sürülmesi gerektiğini hatırlatarak, satın alırken dikkatli olmak gerektiğinin altını çizdi.

Ucuz ürünlerden şüphe edilmesini öneren Yılmaz, şöyle konuştu:

“300 liralık bir ürün pazardan ya da güvenilir olmayan bir siteden çok ucuza alınmışsa bir sıkıntı vardır. Gerçek güneş koruyucu değil, hatta tam tersine sağlığımızı tehlikeye atabilecek birçok kimyasal içeriyor olabilir. İçerisinde ağır metaller, kimyasallar ve alerji riski olabilir. Deri kanserlerini tetikleyebilir. ‘Güneş kremi kullanıyorum nasıl olsa’ diyerek dışarıda cesur davranıp, deri kırışıklığı, lekeler ya da kanser gelişimi dahil birçok hastalığa davetiye çıkaracaktır. O nedenle markası belli olmayan ya da taklit ürünlerden kaçınmalarını öneriyorum. Sahte güneş koruyucuları ciltte kalıcı hasarlara neden olabiliyor, o kimyasallar ciltte lekelenmelere yol açabiliyor. Daha önemlisi koruyuculukları yok, alerji riskleri çok fazla, onlardan kaçınmaları gerekiyor.”

Türkiye’deki deri tipinde yüksek koruyuculara gerek olmadığına işaret eden Yılmaz, 30 ile 50 faktör arasındaki güneş kremlerinin sadece yüzde 2’lik koruyuculuk farkı olduğunu bildirdi.

Güneş yanıklarına yoğurt, salça, diş macunu sürmek sakıncalı

Yılmaz, güneş yanıklarının ciddi bir tablo olduğunu belirterek, “Güneş koruyucu kullanmadan uzun süre açıkta kalınmışsa özellikle sırtta çok ciddi su toplamalar, kızarıklıklar olabilir. Böyle durumlarda yoğurt, salça ya da diş macunu gibi ürünler sürmek enfeksiyon riskini artıracak, kalıcı iz ve leke riskine neden olacaktır. Onun için hekime görünmeli. Eğer görünemiyorsa iki saatte bir üç doz halinde aspirin alınmasını, kortizonlu losyonlar, kremler kullanmasını öneriyoruz.” ifadesini kullandı.

Bronzlaşmaya çalışmak deri kanserlerine davetiye çıkarıyor

Aspirinin ağrıyı ve kızarıklığı baskılamada rahatlatıcı etkiye sahip olduğunu anlatan Yılmaz, bronzlaşmaya çalışmanın da deri kanserlerine davetiye çıkardığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Almanya Federal Meclisi ilaç kıtlığına karşı yeni yasayı onayladı

Yayınlandı

Tarih

Editör

Almanya’da hükümetin gelecekte ilaç tedarikinde yaşanabilecek darboğazları önlemeyi amaçlayan yasası Federal Meclis’ten geçti.

Federal Meclis’te yapılan oylamada “Patent dışı ilaçlarda teslimat darboğazlarıyla mücadele ve çocuk ilaçlarının tedarikini iyileştirme yasası (ALBVVG)” olarak adlandırılan yasa tasarısı hükümeti oluşturan Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’nin (FDP) oylarıyla kabul edildi.

Böylelikle, Federal Meclis, hükümetin ilaç tedarik sorunlarıyla mücadelede tedbirler alması konusunda yolu açtı.

Yeni yasa, ilaçta sabit fiyatlar, indirim anlaşmaları ve çocuk ilaçlarının tedariki alanında yapısal önlemler getiriyor.

Yasaya göre, ilaç şirketleri belirli ilaç ve antibiyotiklerde en az 6 aylık stok bulundurma zorunda olacak.

Çocuklar için ilaçların yetersiz olduğu durumlarda eczaneler diğer üreticilerin aktif bileşenlerini daha kolay dağıtabilecek. Çocuk ilaçları için sabit fiyat ve indirim anlaşmaları kaldırılacak.

Avrupa’da üretilen antibiyotikler tercih edilecek ve kıtada yeniden daha fazla antibiyotik ilaç üretilmesi için kamu teşvikleri sağlanacak.

Almanya’da Kovid-19 pandemisiyle başlayan tedarik zincirindeki aksaklıkların neden olduğu ilaç sıkıntısı eleştirilere neden oluyordu.

Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach söz konusu yasa taslağını nisan ayında açıklamıştı.

Lauterbach, aşırı tasarrufun son birkaç yılda Almanya’da patentsiz ilaç arzını önemli ölçüde kötüleştirdiğini belirterek, Almanya’nın ilaç satış pazarı ve üretim yeri olarak yeniden daha cazip hale gelmesi gerektiğini vurguladı.

Alman Federal İlaç ve Tıbbi Cihazlar Enstitüsü (BfArM) geçen yıl Almanya’da tedarik sıkıntısı yaşanan 299 ilacın listesini internet sitesinde yayımlamıştı.

BfArM’ye göre tedarik darboğazının nedeni Çin ve Hindistan gibi ülkelerden gelen teslimatların yetersizliğiydi.

Avrupa’da maliyet nedeniyle uzun yıllardır ilaç üretimi azalmıştı.

Almanya’da eksik olan ilaçlar arasında antibiyotikler, diyabet ilaçları, kanser ilaçları, bağışıklık sistemiyle ilgili ilaçlar ve ağrı kesiciler yer alıyordu.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Bakan Koca; sağlık ekipleri bayramda da görev başında

Yayınlandı

Tarih

Editör

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kurban Bayramı tatili boyunca acil durumlara en kısa sürede müdahale etmek amacıyla çevre yolu bağlantı noktalarında sağlık ekiplerinin görev başında bulunacağını bildirdi.

Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “9 günlük Kurban Bayramı tatili boyunca İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere, ülke genelinde çevre yolu bağlantı noktalarında acil durumlara en kısa sürede müdahale etmek amacıyla helikopter ve acil yardım ambulansları, UMKE timleri ve motorize ekiplerimizle biz görev başındayız. Kaza riskine karşı lütfen dikkatli olun. İyi bayramlar.” ifadelerini kullandı.

Tatil süresince İstanbul, Ankara ve İzmir’de trafiğin yoğun olduğu noktalarda da tedbir alınacağını belirten Bakan Koca, görev başındaki sağlık ekiplerinin görüntülerini paylaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar