Bizi Takip Edin

Güncel

Türkiye’nin ilk uzay yolcuları uzayda 14 gün kalacaklar

Yayınlandı

Tarih

Türkiye’nin ilk uzay yolcuları Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever, seçilme süreçlerini, ABD’deki eğitimlerini ve uzay görevlerini anlattı. Uluslararası Uzay İstasyonu’na gidecek Alper Gezeravcı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde görevine devam ederken uzay görevine katıldığını söyledi. Atasever, ise böyle bir tarihi misyonun parçası olmaktan mutluluk ve gurur duyduğunu ifade etti.

Başkan Erdoğan’ın Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST 2023’te isimlerini açıkladığı Gezeravcı ve Atasever’in eğitim süreci ABD’de yoğun şekilde devam ediyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da Gezeravcı ve Atasever’in eğitim sürecini yakından takip ediyor.

ABD’de sıkı eğitimden geçen Türkiye’nin ilk uzay yolcuları, görevlerine ilişkin Houston’da eğitim gördükleri merkezde değerlendirmede bulundu.

UZAY YOLCUĞU İLANLARINI TESADÜFEN GÖRDÜ

Uluslararası Uzay İstasyonu’na gidecek Alper Gezeravcı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde görevine devam ederken uzay görevine katıldığını söyledi.

Uzay yolculuğuna başvurma sürecinin tesadüf eseri olduğunu belirten Gezeravcı, şunları kaydetti:

“Bir gece yarısı uçuş görevinden döndükten sonra televizyon ekranında Cumhurbaşkanı’mızın yapmış olduğu açıklamadan, ‘Türk Astronot ve Bilim Misyonu’ kapsamında uzaya gönderilecek ilk Türk’ün seçim aşamalarına yönelik halkımıza yapılan davet ve ilanından haberdar oldum. Ertesi sabah tekrar haberlerde aynı içeriğe ilişkin kesitleri gördükten sonra internet sayfasında Türkiye Uzay Ajansının detaylı kriterlerini inceledim. Kriterlere yeterlilik gösterdiğimi gördükten sonra, 2-3 hafta civarında, halihazırda bu mesleği, uzay kapsamında çalışmaları icra etmiş geçmiş yıllardaki astronotların bilgilerini inceleyince karara varıp programa başvurdum.”

Gezeravcı, seçim sürecinde her ne kadar her aşamayı bitirdikten sonra mutlu, gönül rahatlığıyla ayrılmış olsa da seçilmeye yönelik herhangi bir öngörüsü olmadığını dile getirdi. Görev için seçildiğinin haberini TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil’den aldığı bilgisini veren Gezeravcı, gizlilik gerekçesiyle haberi kimseyle paylaşmadığını bildirdi.

Gezeravcı, eğitim sürecinin ABD’nin Teksas eyaletinin Houston kentinde başladığını ifade ederek, buradaki eğitim süreçlerinin farklı eyaletlerdeki istasyonlarda dolaşım halinde devam ettiğini söyledi.

ABD’deki eğitime gelmeleriyle sürece ilişkin resmi çok daha net görme imkanları olduğunu vurgulayan Gezeravcı, kendilerini bekleyen süreçler, fiziki şartlar, görevin icrası ve beklenmeyen senaryolara ilişkin de çok daha net fikir sahibi olduklarını anlattı.

UZAYDA 14 GÜN KALMASI PLANLANIYOR

Gezeravcı, uzay görevinin 2023’ün son çeyreğinde gerçekleştirilmesinin planlandığına işaret ederek, net takvime ilişkin yakın zamanda bilgi edinme imkanının olacağını kaydetti.

Alper Gezeravcı, “Önümüzde 6 aylık takvim var. 6 ay içi çok dolu, çok fazla eğitim içerikleriyle bezenmiş bir süreç, dolayısıyla sürecin nasıl geçtiğini dahi anlamayacağız.” dedi.

Eğitim içeriklerine de dikkati çeken Gezeravcı, şu değerlendirmede bulundu:

“Eğitim içeriklerinde vakıf oldukça bizi şaşırtan birçok kısım var. Daha önce böyle bir sürecin içinden geçmemiş olmamız ve izlediğimiz açık kaynak bilgilerde de erişemediğimiz detaylara vakıf oldukça, şu an çok da fazla telaffuz edemeyeceğim bazı detaylar vesilesiyle eğitimin ne derece kapsamlı içerik ve detay barındırdığı konusunda şaşkınlığımızı gizlemiyoruz.”

Gezeravcı, uzay görevi için fırlatmanın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden gerçekleşeceğini belirterek, uzayda 14 gün kalmasının planlandığını, bu süreçte TÜBİTAK tarafından seçilen deneylerin gerçekleştirileceğini bildirdi.

Uzay görevinde herhangi bir konunun kendisini özel olarak zorlayacağını düşünmediğini vurgulayan Gezeravcı, şöyle konuştu:

“Bu zamana kadar zaten icra etmiş olduğum görevim, günlük yaşam şartlarının dışında, ekstrem şartlarda icra edilmesi gereken görev içeriklerini, koşullarını barındırıyordu. Bunun haricinde alışık olmadığımız yer çekimsiz ortam ya da ‘mikrogravity’ çok minimal oranda yer çekiminin olduğu ortamda, hareketin belki değişik gelebilecek dinamiğini yaşama, tecrübe etme şansı olacak ama bunların hiçbirini zorlayacak şartlar olarak görmüyorum.”

“BEKLENTİM, ÜLKEMİZİN DAHA BÜYÜK UZAY PROJELERİNDE YER ALMASI”

Gezeravcı, Türkiye’nin ilk uzay yolcusu olmanın “müthiş derecede mutluluk verici” olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Tarihimizde bir ilk. Ülkemizin irade ortaya koyarak yola çıkmış olması, bugüne kadar hayallerine sınırını gökyüzünde uçan uçakların teşkil ettiği bir neslin gelecek nesillerle birlikte özgüvenini ayağa kaldıracak ve hayallerin eşiğini de görünen gökyüzünün ötesinde uzaya taşıyacak bir adım olması vesilesiyle, müthiş derecede mutluluk verici. Beklentim, bu attığımız ilk adımın bundan sonra da gurur duyacağımız tarihimizin bir başlangıç adımı olması ve ülkemizin bundan sonraki dönemde de daha büyük uzay projelerinde sadece katılımcı değil, söz sahibi olarak hak ettiği yerini alması.”

Gezeravcı, birikim ve tecrübelerini gelecek yıllarda programa dahil olacaklara aktarmak istediğini de sözlerine ekledi.

“NİHAİ HEDEFİM VE ARZUM AYA GİTMEK”

Tuva Cihangir Atasever de uzay yolculuğu rüyasının nasıl başladığını anlattı.

Atasever, “Esasında çocukluğumdan beri ‘Astronot olacağım, uzaya gideceğim gibi bir hayalim vardı’ diyemem. Benim için uzay yolculuğu rüyası 2014 yılında ilk olarak cereyan etti. Benim nihai hedefim ve arzum Ay’a gitmek. Ay’a yolculukta da alçak dünya yörüngesinde gerçekleştirilecek bir misyonun parçası olmak rasyonel adımlardan birisiydi. İlk bu şekilde karar verdim diyebilirim.” diye konuştu.

Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu açıklandığı zaman çok heyecanlandığını aktaran Atasever, şu ifadeleri kullandı:

“Milli Uzay Programı açıklandığı, bir Türk uzay yolcusu seçileceği ilk duyurulduğu zaman kafama koymuştum zaten başvuru yapmayı. Mayıs 2022’de başvuru süreci başlayınca da başvurdum. Başvuru süreci oldukça uzundu. Son derece yoğun, zorlu testlerden, eleme aşamalarından geçtik. Hem uzaktan yapılan birtakım zeka testleri, analitik düşünce testleri, psikolojik testler, daha sonra da fiziksel olarak yapılan birtakım çevresel testler, mülakatlar gibi eleme süreçlerinden geçtik. Toplamda 10 aya yakın süren bir süreçti, sonucunda burada olmak muazzam.”

“TARİHİ MİSYONUN PARÇASI OLMAK HEM MUTLULUK HEM GURUR VERİCİ”

Başvuru sürecinde ilk hedefinin ilk eleme aşamasını geçebilmek olduğunu belirten Atasever, süreç ilerledikçe kendisine güveninin biraz daha arttığını, seçilmeyi “çok şiddetli bir şekilde” umduğunu dile getirdi.

Atasever, “Seçildiğimi en uzun gecenin gündüzünde öğrendim. 21 Aralık 2022’de TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Ahmet Yozgatlıgil beni telefonla aradı, durumu anlattı, detaylı olarak sürecin nasıl ilerleyeceğinden bahsetti. İlk etapta konuşma bittikten hemen sonra olayı tam olarak anlamam biraz zaman aldı diyebilirim. Birkaç saat sonra durup düşündüğüm zaman ‘Evet oldu’nun farkındalığına biraz daha sonrasında varabildim. Çok heyecanlandım, tabii ki çok gurur duydum. Böyle tarihi bir misyonun parçası olmak hem mutluluk hem de gurur verici bir şey.” dedi.

“ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA ÇOK DAHA EĞLENCELİ, ÇOK DAHA HEYECANLI EĞİTİMLERİN PARÇASI OLACAĞIZ”

ABD’deki eğitimlerin başlamasından bu zamana daha çok teorik eğitimlerden geçtikleri bilgisini veren Atasever, şunları kaydetti:

“Uzaya fırlatılacağımız aracın teknik bilgileri, ilgili alt sistemleri, acil durum senaryolarının teorik materyallerini şu anda hazmetmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki aylarda daha fiziksel olarak, ‘hands on’ olarak tanımlayabileceğim eğitimlerimiz başlayacak, çok daha heyecan verici eğitim süreçleri bizi bekliyor olacak. Önümüzdeki aylarda çok daha eğlenceli, çok daha heyecanlı eğitimlerin parçası olacağız. Örneğin, Türkiye’deki eleme sürecinde de tecrübe etme şansını elde ettiğimiz ‘santrifüj testi’ne gireceğiz, daha sonra en azından benim daha önce tecrübe etmediğim ‘zero-g uçuşu testi’ olacak, daha sonra ABD’nin ve dünyanın farklı yerlerinde de Uluslararası Uzay İstasyonu’nun alt sistemleri ve çeşitli modülleri üzerine aşinalık eğitimleri almak için Almanya, Japonya, Alabama gibi yerlere gideceğiz. Buradan Avrupa Uzay Ajansının Columbus Modülü ve Japonya Uzay Ajansının Kibo Modülü üzerinde aşinalık eğitimlerimiz olacak. Çok daha heyecan verici, oldukça yoğun, zorlayıcı ama macera dolu bir yolculuk bizi bekliyor olacak.”

“UZAYLA İLGİLİ EN MERAK ETTİĞİM ŞEY ESASINDA DÜNYA”

Atasever, Türk Uzay Yolcusu ve Bilim Misyonu kapsamında 2 insanlı uçuş gerçekleştirileceğini belirterek, birinin Uluslararası Uzay İstasyonu’na gerçekleştirilecek misyon, diğerinin de yörünge altı uçuşu olduğunu anlattı.

Yörünge altı uçuşun 2023’ün son çeyreğinde gerçekleştirilmesi planlanan Uluslararası Uzay İstasyonu misyonundan birkaç ay sonra gerçekleştirilmesinin tahmin edildiğini belirten Atasever, yörünge altı uçuşun Uluslararası Uzay İstasyonu misyonuna kıyasla çok daha kısa ve dünya yörüngesine erişmediği için uzay aracının toplam uçuş sürecinin birkaç saat olacağını bildirdi.

Atasever, “Uzaya dair en çok merak ettiğim şey, esasında uzaydan ziyade yine Dünya ile alakalı. Uzaya gitmiş astronotların yaşadığı ‘overview effect’, üstgörü etkisi olarak isimlendirilen psikolojik bir değişim dönüşüm tecrübesi var. Dünyayı ilk defa uzak noktadan gördükleri zaman esasında ne kadar kırılgan bir yapı olduğunun, hepimizin aynı uzay gemisi içinde seyahat eden takım arkadaşları, ekip üyeleri olduğunun farkındalığına varıyorlar, Dünya’nın o eşsiz güzelliğinin de tadını çıkarıyorlar. Uzayla ilgili en çok merak ettiğim şey esasında Dünya.” diye konuştu.

Uzay görevi sonrasında Türkiye’nin sürdürülebilir uzay ekosistemine ve endüstrisine sahip olması için çalışma niyetinde olduğunu vurgulayan Atasever, bu misyonun son insanlı uzay görevi olmaması, mikro yer çekimli ortamın sunduğu birtakım deney ve üretim imkanlarının sonuna kadar kullanılacağı, bu imkanlar sonucu yüksek nitelikli katma değer üreten iş imkanları ile teknolojilerin geliştirileceği bir Türkiye’nin tesisi için “dur durak bilmeden” gece gündüz çalışacağını kaydetti.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel

Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde 2 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi

Yayınlandı

Tarih

Editör

Milli Savunma Bakanlığı, Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde tespit edilen 2 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Irak’ın kuzeyindeki teröristlere yönelik operasyonlar etkin ve kararlı şekilde devam ediyor.Bu kapsamda Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde tespit edilen 2 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi.

Okumaya Devam Et

Güncel

Naci Görür’den İstanbul’daki 5 ilçe için deprem uyarısı

Yayınlandı

Tarih

Editör

Prof. Dr. Naci Görür, “Büyükçekmece, Küçükçekmece, Esenyurt, Tarihi Yarımada Fatih ve Zeytinburnu’nda zemin, göreceli olarak iyi durumda değil” dedi.stanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen “6306 Sayılı Yasa Kapsamında İlan Edilen Alan ve Yapılara Yönelik Veri Toplama, Etki Analizi, Değerlendirme Çalışmasına” ait veriler açıklandı.

Buna göre, olası bir depremde İstanbul’da hasar görmesi beklenen tahmini bina sayısı 207 bin olarak belirtildi. Verilere göre, binaların yüzde 30’u 1980 öncesi, yüzde 40’ı 1980-2000 arası, yüzde 30’u 2000 sonrası inşa edildi. Hasar görmesi beklenen her 3 binadan biri ise 2000 sonrası yapıldı. Hasar görmesi beklenen 207 bin binanın yüzde 95’ini oluşturan 196 bin 227 bina ise Avrupa yakasında tespit edildi. İBB’nin, İTÜ ile yaptığı çalışmada, riskli binaların en yoğun olduğu 3 ilçe ise Esenyurt, Büyükçekmece ve Küçükçekmece olarak açıklandı.

Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, verileri değerlendirdi.  

Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul’da 1 milyon 50 bin binanın yüzde 10’unun çok ağır hasar alacağını belirterek, “Benim o çalışmanın ayrıntılarından bir haberim yok. Muhtemelen de doğrudur.. Yalnız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı araştırmalara istinaden tüm İstanbul’da, Anadolu ve Avrupa yakasında depremde çok ağır hasar alacağı düşünülen bina sayısının 90 binin üzerinde olduğunu zaten biliyoruz. Bütün İstanbul’da da, 1 milyon 150 bine yakın binanın varlığını biliyoruz. Demektir ki, bu aşağı yukarı işte yüzde 10’u, çok ağır hasar alacak. Diğer hasarları saymıyorum yani çok ağır yıkılmayla doğrudan doğruya göçükle burun buruna kalacak bina sayısını 90 bin diye düşünüyorum. Tabii ki hafif hasar, orta hasar alacak bina sayısı da daha da fazla olacaktır” dedi. 

‘DEPREM DİRENÇLİ HALE GETİRMEK İÇİN GEREKLİ ÇALIŞMALAR BAŞLATILMALI’

“Bu doğru bir teşhistir. Avrupa Yakası zemin itibariyle, jeolojik formasyonlar itibariyle deprem kaynağı ile olan ilişkisine göre Asya yakasından daha fazla zarar göreceği de bir gerçekti” diyen Görür, şöyle devam etti:

“Bu da bize gösteriyor ki İstanbul’u bir an önce deprem dirençli hale getirmek için çalışmaların başlanması, yürütülmesi gerekir. İBB’nin bu çalışmasına katılıyorum. İstanbul’da deprem gözetildiği zaman en fazla dikkat edilecek, özen gösterilecek ilçeler arasında Büyükçekmece, Küçükçekmece, Esenyurt ve bu tarihi yarımada Fatih o yöreler Zeytinburnu var. Şimdi burada tabii önemli olan buraların deprem dirençli hale getirmek için gerekli çalışmaların ve hemhal bir an önce başlatılması gerekir.

Neden bu bölgeler daha fazla hasar alır? Çünkü bu bölgede demin dediğim gibi zemin, çok göreceli olarak iyi durumda değil. Keza bu bölgede zeminden dolayı diyelim kayma, göçme, sıvılaşma depremin büyük etkisini arttırma olayları yaygın olabilir. Bu bölgelerde, onun için böyle zeminlerde depremin bir anlamda zararını arttıran birimlerin olduğu yerde tabii ki depremin şiddeti de fazlalaşıyor. Depremin şiddeti fazla olunca yıkım fazlalaşıyor.”

‘ESENYURT BELEDİYESİ’NE TAVSİYEDE BULUNDUM’

Esenyurt Belediyesi ile çalışmalara başladıklarını ifade eden Prof. Dr. Naci Görür, “Esenyurt dediniz, mesela Esenyurt Belediyesi Başkanı, Esenyurt’un depreme hazırlama noktasında yani bizden yardım almayı istiyor. Ben de yani elimden geldiğince bütün belediyelere, ilçe belediyelerine olduğu gibi bu belediyeye de bildiğim kadarıyla depreme nasıl hazırlanacağı konusunda tavsiyelerde bulundum. Toplantılar da hatta zaman zaman yapıyorum. İşte, bugünkü toplantı da yine bu düşünce içerisinde oldu. Ciddi çalışmaların yapılıp insanlarımızın depremden zarar görmemesi için uygulamalara geçilmesi, araziye inilmesi, çalışmaların yapılması gerekli” dedi.

‘550’NİN ÜZERİNDE AKTİF DEPREM VAR’

Prof. Dr. Naci Görür, Türkiye genelinde bulunan aktif faylarla ilgili uyarıda bulunarak şöyle devam etti:

“Türkiye çok büyük oranda canlı yani aktif depremlerle kesilmiş durumda. Yani bizim ülkemiz, aşağı yukarı 550’nin üzerinde aktif deprem var.  Türkiye’nin her yerinde depremler, aktif depremler mevcut. Kimi bölgelerde bu depremler daha yoğun deprem üretme kapasitesi daha fazla. Daha büyük depremler üretebiliyor. Kimi yerlerde deprem üreten fayların boyutu, sayısı daha az, yoğunluğu daha az olabiliyor.

Sözgelimi, Orta Anadolu’da çok fazla depremle karşı karşıya kalmayabiliyorsunuz. Ama Doğu Anadolu’da, depremi çok fazla hissedebiliyorsunuz. Güneydoğu’da hissedebiliyorsunuz Ege Bölgesi’nde daha fazla deprem aktivitesinin fazla olduğunu görüyorsunuz. Ama Kuzey Karadeniz Bölgesi’nde depremler daha az. Bu aktif fayların dağılımına bağlı.  Şimdi bir yerde aktif fay varsa muhakkak orada depremler olacaktır. Depremlere karşı hazır olmak için o fayların olduğu yöreleri, kentleri, o fayların özelliklerini göz önüne alarak Deprem dirençli hale getirecek çalışmaları yapmak lazım.”

Okumaya Devam Et

Dünya

Fahiş hırslar ve kişisel çıkarlar, ülke ve halka yönelik ihanete yol açtı

Yayınlandı

Tarih

Editör

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Karşılaştığımız ihanettir. Fahiş hırslar ve kişisel çıkarlar, ülke ve halka yönelik ihanete yol açtı.” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Wagner’in eylemini “silahlı isyan” olarak nitelendirdi. Putin, “Rusya’yı tekrar bölmeye izin vermeyeceğiz. Halkımızı koruyacağız.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Putin, silahlı isyan girişiminde bulunanların kaçınılmaz olarak cezalandırılacağını belirtti.

Putin, Wagner krizini toplumu bölme girişimi ve halkın sırtından vurulması olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar