Bizi Takip Edin

Sağlık

Yerli ve milli rigid endoskop cihazı

Yayınlandı

Tarih

Türk mühendisler tarafından geliştirilen yerli ve milli rigid endoskop cihazı, hem yurt içinde hem yurt dışında kullanıma sunuldu.

“Optik endüstrisinin en yeni teknolojilerini kullanarak, müşterilerine dünya standartlarında rigid endoskopi cihazları alanında üretici çözümleri sunmak” ilkesiyle yola çıkan mühendisler tarafından kurulan Qamara Endoskopi Medikal Sistemler San ve Tic Ltd Şti çatısı altında geliştirilen endeskop cihazı, yerli AR-GE sonucu tasarlandı.

Dünyanın en iyi endeskoplarının en iyi özelliklerini taşıyan cihaz, Türkiye’nin ilk endeskop üretim tesisinde üretiliyor. Üretimin yanı sıra teknik altyapı ve servis desteği de sağlayan marka, 180 çeşit modelle geniş bir ürün yelpazesi sunuyor.

Konuya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Qamara Endoskopi Medikal Sistemler San ve Tic Ltd Şti Ortağı ve Üretim Müdürü Yüksek Optik Mühendisi Amir Han, rigid endeskop cihazının kapalı ameliyatlarda kullanılan, vücut içerisinden dışarıya görüntü aktarmaya yarayan bir optik cihaz olduğunu, bunların Türkiye’de çok yaygın bir şekilde kapalı cerrahide kullanılan sistemler olduğunu ifade etti.

Ancak ülkede şu ana kadar herhangi bir üretici olmadığını, kendilerinin 2008’den 2016’ya kadar bunun araştırmalarını, çalışmalarını yaptıklarını, bilgi birikimi oluşturduklarını, 2016-2017 yılları arasında AR-GE proje yaptıklarını, 2020-2021 yılları arasında da uluslararası belgelerini alarak üretime geçtiklerini dile getiren Han, şöyle devam etti:

“Öncelikli hedefimiz hem yurt içindeki ekonomiye katkıda bulunmak, teknoloji geliştirmeye katkı sağlamak. Bunun dışında başta Türk Cumhuriyetleri, Arap ve Avrupa ülkeleri olmak üzere bu ürünün satışını gerçekleştirmek istiyoruz.

Türkiye’de her yıl düzenli olarak 84 bin adedi aşkın rigid endoskop kullanılıyor. Bunların ortalama piyasa maliyeti 200 milyon avro civarında. Bu piyasanın alabildiğimiz kadar yüksek bir payını almak istiyoruz. Bunun dışında yurt dışına da açılmak istiyoruz.”

“3-5 gün arasında bir üretim süresine sahibiz”

Amir Han, Arap ve Afrika ülkelerinde bu teknolojinin çok yaygın kullanılmadığını, kendilerine buralarda hazır, açık bir pazar gördüklerini aktararak, cihazın kullanım avantajlarına ilişkin şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de sadece yurt dışı distribütörlükler olarak bu cihazlar tabii ki satılıyor ve uzun yıllardır kullanılıyor. Ama bizim dışımızda başka bir üretici de yok. Bu ürünler şu ana kadar yurt dışından geldiği için bunu satın alan firmalar, hastaneler bazen çok uzun süreler beklemek zorunda kalıyor. Biz ise 3-5 gün arasında bir üretim süresine sahibiz.

İkincisi, diğer firmalara kıyasla biz kendi ürünümüze teknik servis hizmeti veriyoruz. Diğerleri ise ‘Bunun tamiri olmuyor.’ diyerek bunlara exchange öneriyorlar. Üçüncüsü de biz ürünlerimiz, diğer bütün üreticilerin üretmiş ve kurmuş oldukları endeskop kulelerine uygun bir şekilde üretiyoruz ve bizim ürünlerimiz bu sistemlere de tamamen uyumlu.

Hasta açısından tamamen güvenilir bir ürün. Biz bunların CE belgelerini aldık, Ürün Takip Sistemi (UTS) kayıtlarını tamamladık. Bizim cihazımız bu alanda Türkiye’nin ilk yerli ve milli cihazıdır. Tamamen Türk mühendisler tarafından geliştirilen ve yurt içinde kurmuş olduğumuz tesiste üretilen bir sistemdir.”

Han, bundan sonraki süreçte var olan ürünlerle ilgili optimizasyon çalışmalarını sürdürmeyi düşündüklerini, rigid endoskop dışında ürettikleri endoskopik kamera, ışık kaynakları ve kuleyi oluşturan diğer elektronik cihazların üretimlerinin, AR-GE çalışmalarının devam ettiğini anlatarak, aynı zamanda bunlarla beraber kullanan birinci, ikinci cerrahi sistemlerin üretimlerin de sürdüğünü, bu ürünleri de yakın zamanda kullanıma sunmayı planladıklarını sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Dikkat “Sahte güneş kremleri” deri hastalıklarını tetikleyebilir

Yayınlandı

Tarih

Editör

Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz, “Sahte güneş koruyucuları kalıcı hasarlara neden olabiliyor, o kimyasallar ciltte lekelenmelere yol açabiliyor. Daha önemlisi koruyuculukları yok, alerji riskleri çok fazla.” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yılmaz, güneşin hayatın kaynağı olduğunu ancak yoğun geldiği dönemlerde yanıklar, kanser riski başta olmak üzere birçok soruna yol açabildiğini söyledi.

Açık tenli ve renkli gözlü insanların güneş ışınlarından daha fazla etkilendiğine dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:

“Güneşten korunmak için mümkün olduğunca şapka takmayı, uzun kollu giyinmeyi öneriyoruz. Güneşe karşı aşırı duyarlılığı varsa, çabuk yanıyorsa, deri kanseri öyküsü varsa özellikle bebeklerde mümkün olduğu kadar güneşin yoğun olduğu saat 10.00-16.00 arasında dışarı çıkmamalarını, çıkmak zorunda kalanlar için güneş koruyucu krem kullanmalarını öneriyoruz. Güneş koruyucu kremlerde 30 faktör yeterli olmaktadır. 30 faktörün üzerindekiler arasında etkinlik açısından çok büyük bir fark yoktur. Bazı kimyasalların biraz daha artışı anlamına geliyor. Güneş kremi kullanılacaksa etkisi yarım saat sonra başlayacaktır ve 2,5 saatte bitecektir. ‘Güneş kremini sabah sürdüm akşama kadar korunuyorum’ diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, boşuna kimyasal alıyorsunuz.”

“Markası belli olmayan veya taklit ürünlerden kaçının”

Yılmaz, güneş kreminin 2-2,5 saat arayla yeniden sürülmesi gerektiğini hatırlatarak, satın alırken dikkatli olmak gerektiğinin altını çizdi.

Ucuz ürünlerden şüphe edilmesini öneren Yılmaz, şöyle konuştu:

“300 liralık bir ürün pazardan ya da güvenilir olmayan bir siteden çok ucuza alınmışsa bir sıkıntı vardır. Gerçek güneş koruyucu değil, hatta tam tersine sağlığımızı tehlikeye atabilecek birçok kimyasal içeriyor olabilir. İçerisinde ağır metaller, kimyasallar ve alerji riski olabilir. Deri kanserlerini tetikleyebilir. ‘Güneş kremi kullanıyorum nasıl olsa’ diyerek dışarıda cesur davranıp, deri kırışıklığı, lekeler ya da kanser gelişimi dahil birçok hastalığa davetiye çıkaracaktır. O nedenle markası belli olmayan ya da taklit ürünlerden kaçınmalarını öneriyorum. Sahte güneş koruyucuları ciltte kalıcı hasarlara neden olabiliyor, o kimyasallar ciltte lekelenmelere yol açabiliyor. Daha önemlisi koruyuculukları yok, alerji riskleri çok fazla, onlardan kaçınmaları gerekiyor.”

Türkiye’deki deri tipinde yüksek koruyuculara gerek olmadığına işaret eden Yılmaz, 30 ile 50 faktör arasındaki güneş kremlerinin sadece yüzde 2’lik koruyuculuk farkı olduğunu bildirdi.

Güneş yanıklarına yoğurt, salça, diş macunu sürmek sakıncalı

Yılmaz, güneş yanıklarının ciddi bir tablo olduğunu belirterek, “Güneş koruyucu kullanmadan uzun süre açıkta kalınmışsa özellikle sırtta çok ciddi su toplamalar, kızarıklıklar olabilir. Böyle durumlarda yoğurt, salça ya da diş macunu gibi ürünler sürmek enfeksiyon riskini artıracak, kalıcı iz ve leke riskine neden olacaktır. Onun için hekime görünmeli. Eğer görünemiyorsa iki saatte bir üç doz halinde aspirin alınmasını, kortizonlu losyonlar, kremler kullanmasını öneriyoruz.” ifadesini kullandı.

Bronzlaşmaya çalışmak deri kanserlerine davetiye çıkarıyor

Aspirinin ağrıyı ve kızarıklığı baskılamada rahatlatıcı etkiye sahip olduğunu anlatan Yılmaz, bronzlaşmaya çalışmanın da deri kanserlerine davetiye çıkardığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Almanya Federal Meclisi ilaç kıtlığına karşı yeni yasayı onayladı

Yayınlandı

Tarih

Editör

Almanya’da hükümetin gelecekte ilaç tedarikinde yaşanabilecek darboğazları önlemeyi amaçlayan yasası Federal Meclis’ten geçti.

Federal Meclis’te yapılan oylamada “Patent dışı ilaçlarda teslimat darboğazlarıyla mücadele ve çocuk ilaçlarının tedarikini iyileştirme yasası (ALBVVG)” olarak adlandırılan yasa tasarısı hükümeti oluşturan Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’nin (FDP) oylarıyla kabul edildi.

Böylelikle, Federal Meclis, hükümetin ilaç tedarik sorunlarıyla mücadelede tedbirler alması konusunda yolu açtı.

Yeni yasa, ilaçta sabit fiyatlar, indirim anlaşmaları ve çocuk ilaçlarının tedariki alanında yapısal önlemler getiriyor.

Yasaya göre, ilaç şirketleri belirli ilaç ve antibiyotiklerde en az 6 aylık stok bulundurma zorunda olacak.

Çocuklar için ilaçların yetersiz olduğu durumlarda eczaneler diğer üreticilerin aktif bileşenlerini daha kolay dağıtabilecek. Çocuk ilaçları için sabit fiyat ve indirim anlaşmaları kaldırılacak.

Avrupa’da üretilen antibiyotikler tercih edilecek ve kıtada yeniden daha fazla antibiyotik ilaç üretilmesi için kamu teşvikleri sağlanacak.

Almanya’da Kovid-19 pandemisiyle başlayan tedarik zincirindeki aksaklıkların neden olduğu ilaç sıkıntısı eleştirilere neden oluyordu.

Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach söz konusu yasa taslağını nisan ayında açıklamıştı.

Lauterbach, aşırı tasarrufun son birkaç yılda Almanya’da patentsiz ilaç arzını önemli ölçüde kötüleştirdiğini belirterek, Almanya’nın ilaç satış pazarı ve üretim yeri olarak yeniden daha cazip hale gelmesi gerektiğini vurguladı.

Alman Federal İlaç ve Tıbbi Cihazlar Enstitüsü (BfArM) geçen yıl Almanya’da tedarik sıkıntısı yaşanan 299 ilacın listesini internet sitesinde yayımlamıştı.

BfArM’ye göre tedarik darboğazının nedeni Çin ve Hindistan gibi ülkelerden gelen teslimatların yetersizliğiydi.

Avrupa’da maliyet nedeniyle uzun yıllardır ilaç üretimi azalmıştı.

Almanya’da eksik olan ilaçlar arasında antibiyotikler, diyabet ilaçları, kanser ilaçları, bağışıklık sistemiyle ilgili ilaçlar ve ağrı kesiciler yer alıyordu.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Bakan Koca; sağlık ekipleri bayramda da görev başında

Yayınlandı

Tarih

Editör

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kurban Bayramı tatili boyunca acil durumlara en kısa sürede müdahale etmek amacıyla çevre yolu bağlantı noktalarında sağlık ekiplerinin görev başında bulunacağını bildirdi.

Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “9 günlük Kurban Bayramı tatili boyunca İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere, ülke genelinde çevre yolu bağlantı noktalarında acil durumlara en kısa sürede müdahale etmek amacıyla helikopter ve acil yardım ambulansları, UMKE timleri ve motorize ekiplerimizle biz görev başındayız. Kaza riskine karşı lütfen dikkatli olun. İyi bayramlar.” ifadelerini kullandı.

Tatil süresince İstanbul, Ankara ve İzmir’de trafiğin yoğun olduğu noktalarda da tedbir alınacağını belirten Bakan Koca, görev başındaki sağlık ekiplerinin görüntülerini paylaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar